Kişilik Haklarına Saldırı ve Habertürk Yazdır E-posta
Çarşamba, 09 Eylül 2009
Habertürk gazetesi tarafından 08.09.2009 tarihinde Çukurova Üniversitesinde görev  yapmakta olan üyemiz hakkında “İşkencesever Professör” başlıklı bir haber yayınlanmıştır.

Bu haber ile ilgili süreç şöyle gerçekleşmiştir. Habertürk gazetesinin araması üzerine TTB başkanı Prof. Dr. Gencay Gürsoy 07.09.2009 tarihinde odamızı arayarak Ayşe hanım hakkında bir soruşturma olup olmadığını sormuştur. Ayşe hanıma iletilen herhangi bir soruşturma belgesi olmadığını, bizim odamızda da buna yönelik hiçbir belge ya da şikayet dilekçesi olmadığı TTB başkanına iletilmiştir. Bunu takiben Habertürk muhabiri Ayşe hanımı arayarak hakkında haber yapılacağını, bir soruşturma açıldığını bildirmiştir. Bunun üzerine TTB 2. başkanı aranarak cezaevinde yatan çocuklardan birinin ailesinin TTB’ye bir şikayet dilekçesi verdiğini, bu dilekçenin Diyarbakır Tabip Odasına iletildiği öğrenilmiştir. Diyarbakır Tabip Odası ile yapılan görüşmede ise oda yönetimine bu dilekçenin ulaştığı ama dilekçenin henüz yönetim kurulunda dahi görüşülmediği, incelenmediği bildirilmiştir. Diyarbakır Tabip Odası Başkanı gazeteye “sadece şikayet dilekçesi olduğunu” belirttiğini, soruşturma başlatıldığına dair hiçbir beyanda bulunmadığını bildirmiştir. Tüm girişimlere rağmen Habertürk gazetesine ulaşılamamış ve dayanaksız haberin  yayınlanması engellenememiştir.

Bir iddia ile ilgili 7 eylülde haber yapmaya karar verip 8 Eylül de alelacele yapılan bu haber, medyanın “kişilik haklarına saldırı” boyutunu gözler önüne sermektedir.

1-    Varolan dilekçe bir iddiadır ve henüz incelenmeye dahi alınmamıştır.

2-     Kişiye ulaşan herhangi bir belge yoktur.

3-    Hakkında iddiada bulunulan kişi, cezaevi koşullarını incelemek üzere oluşturulan objektif bir heyetin içinde yer almıştır, emek harcamıştır ve hazırlanan raporun altında imzası vardır. Hazırlanan rapor çocuklar lehinedir ve bu kişinin tek bir şerh maddesi yoktur. Kaldı ki, çoğunluğu TTB Merkez Yürütme Kurulu üyesi olan heyetin, iddia edilen etik dışı davranışa göz yumması söz konusu değildir.

4-    Dr. Ayşe hanım uzun yıllar odamız onur kurullarında çalışmış, Çukurova bölgesindeki istismar ve tacize uğramış neredeyse tüm çocukları görmüş, tanı koymuş ve tedavi etmiş, her şeyden önce bu konuya hem devletin hem de halkın farkındalığını arttırmak için yıllardır emek vermiş ilk akademisyendir. Sadece farkındalık yaratmakla kalmamış, il bazında bir merkez kurulmasına, üniversitede bir grup kurulmasına önayak olmuş, bu konuda öğretmenlere, polislere, psikologlara sayısız eğitim vermiştir. Hekim camiasının tanıklık ettiği bu çabalar ve kanıtlar gözardı edilmiştir.

Yukarıda sayılan bu gerçekler yok sayılarak, en küçük bir arka plan çalışması yapılmadan yayınlanan bu haberi şiddetle kınıyoruz.

Bir hekimin en değerli hazinesi, mal varlığı “itibarıdır”. Bu kadar kolay harcanmamalıdır. Bu tür girişimlerin, hekimlerin iyi hekimlik yolundaki çabalarını baltalamaktan, vicdanları ve toplumsal sorumluluk duyguları ile fedakarca çalışmalarını baltalamaya çalışmaktan öte bir katkısı yoktur. 

Adana Tabip Odası Yönetim Kurulu



Dr. Ayşe Hanımın gazeteye gönderdiği düzeltme yazısı

Habertürk Yazı İşleri Müdürlüğüne,

08.09.2009 tarihli nüshanızda hakkımda yayınlanan “İşkencesever Professör” başlıklı haberde yer alan benim söylediğim iddia edilen sözlerin ve hakkımda soruşturma başlatıldığına ilişkin iddianın gerçekle hiç bir ilişkisi bulunmamaktadır.

7 Eylül 2009 günü saat 14.00 sularında Habertürk gazetesinden arayan bayan muhabirin TTB tarafından hakkımda inceleme başlatıldığına ilişkin sorusu üzerine; iddia edilen olayın gerçek olmadığını belirtip, çocuklara yönelik böylesine bir söylemimin de olamayacağını bildirdim. Muhabirin TTB başkanı Gencay Gürsoy’un bu bilgiyi doğruladığını söylemesi üzerine, İstanbul ve Adana TTB’yi arayarak hakkımda soruşturma ya da inceleme olmadığını öğrendim. Onlar da olayı benden öğrendiklerini söylediler.

Durum böyle iken gerçekle ilgisi olmayan bir haberin, bu iddiaların doğru olduğu izlenimi verecek şekilde beyanlar eklenmek suretiyle yayınlanması kişilik haklarımı zedeler niteliktedir. Bu nedenle gönderdiğim bu açıklamanın Basın Kanunu 14. maddesi gereğince gazetenizde yayınlanmasını talep ediyorum.

Yıllardır çocuk istismarı  için çalışmış bir çocuk ruh sağlığı uzmanı, bir üniversite hocası ve bir anne  olarak , aynı zamanda  yıllardır işkence karşıtı  oluşumlara katılmış ve işkencenin ruhsal bulgularını çalışmış bir hekim olarak, bir de üstüne üstlük TTB’nin Diyarbakır Cezaevinde oluşturduğu ekibin bir üyesi ve bu ekip tarafından hazırlanan cezaevlerindeki çocukların durumuna ilişkin raporda  imzası olan bir hekim olarak haberde yer alan biçimde bir sözüm, davranışım olmamıştır. Eğer bana ilişkin bilgi edinmek isterseniz yayınlarıma, katıldığım kongrelere, oralarda yaptığım konuşmalara kolaylıkla Adana’da cinsel ve fiziksel istismar mağdurlarına yönelik yıllardır sürdürdüğüm çalışmalara internetten ulaşabilirsiniz. 

Hazırladığımız Diyarbakır Cezaevinde bulunan çocuklarla ilgili rapor ise TTB’den edinilebilir.  Keşke bu çalışmaya olan ilgili kişilik haklarıma saldırı yerine yayınladığımız rapordaki cezaevleri koşullarındaki çocukların yaşadıkları güçlükler ve istismara uğrayan çocukların sorunlarına yönelik olsa idi. Zira bu Raporda tutuklu bulunan çocukların içinde bulunduğu koşullar ayrıntıları ve bilimsel dayanakları ile sunulmaktadır.

Dr. Ayşe Avcı

 

 
< Önceki   Sonraki >
(C) 2006 Adana Tabip Odası;   |   Site tasarımı : INTERKEY