İLERİ DEMOKRASİ UYGULANDIĞI İDDİA EDİLEN ÜLKEMİZDE TAMGÜN YASASI KHK İLE ÇIKARILAMAZ VE UYGULANAMAZ.BASIN AÇIKLAMASI YAPILMIŞTIR

İLERİ DEMOKRASİ UYGULANDIĞI İDDİA EDİLEN ÜLKEMİZDE TAMGÜN YASASI KHK İLE ÇIKARILAMAZ VE UYGULANAMAZ.BASIN AÇIKLAMASI YAPILMIŞTIR

Değerli Meslektaşlarım,
 
Mevcut Hükümet, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarına rağmen, Tam Gün kölelik düzenlemesini bu kez de Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden gündemimize ve mücadele alanımıza getirmiştir.
 
Ancak İleri Demokrasi uygulandığı söylenen ülkelerde TAMGÜN (Kölelik) yasası Kanun Hükmünde Kararname ile çıkarılamaz ve uygulanamaz. Bu konu ile ilgili basın açıklaması  27 Ağustos 2011 Cumartesi günü Adana Tabip Odası’nda yapılmıştır. 
Basın açıklamasını Adana-Osmaniye Tabip Odası Genel Sekreteri Dr.Nuh Demirpas okumuştur. Basın açıklamasına, SES Adana Şubesi Başkanı Muzaffer Yüksel ve Tabip odası yönetim kurulu üyeleri ayrıca hekim meslektaşlarımız katılarak destek vermişlerdir.
 
Bilgilerinize sevgi ve saygılarımızla, çalışmalarınızda başarılar dileriz.
 
    Dr.Nuh DEMİRPAS
Adana-Osmaniye Tabip Odası

     Genel Sekreteri

Nuh-genel-2

Nuh-__genel

Nuh-_detay

 

BASIN AÇIKLAMASI

 “İLERİ DEMOKRASİ”Sİ  OLAN ÜLKELERDE TAMGÜN (KÖLELİK) YASASI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME (KHK) İLE ÇIKARILAMAZ, UYGULANAMAZ.

Değerli Basın Emekçileri,
650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK),     26.08.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı ve tabiri caizse “bayram sürprizi” olarak yaşantımıza girmiştir.

Mevcut Hükümet, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarına rağmen, tam gün kölelik düzenlemesini bu kez Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden gündemimize ve mücadele alanımıza getirmiştir.

26 Ağustos 2011  Resmi Gazete’de yayımlanan “Adalet Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname” ile Anayasa’ya aykırı bulunan çalışma yasakları yeniden önümüze getirilmiştir.

Tıpkı Torba Yasalarda olduğu  gibi, pek çok Kanunda değişiklik yapan düzenlemenin hekimlik  mesleği açısından getirdiği değişikler şöyledir;

1- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa bağlı olarak kamu sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin mesai dışında muayenehane açarak ya da bir kuruluşta çalışarak meslek icra etmeleri yasaklanmıştır.

2- Çalışma yasaklarının istisnaları ise özel olarak izin verilen durumlardır.

Bunlar;
-Kurum tabiplikleri ile mahalli idarelerde çalışan hekimler 1219 Sayılı Yasanın 12. Maddesindeki özel düzenleme nedeniyle işyeri hekimliği yapmaya devam devam edebilecektir.

-Üniversite öğretim üyeleri,  “yükseköğretim kurumlarında yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve döner sermaye faaliyetleri kapsamında gelir elde edilen hizmetlerde çalışmamak kaydıyla” mesai saatleri dışında yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde yani sağlık kuruluşlarında veya muayenehanelerinde çalışabilecektir.

Ancak yakın tarihte Danıştay tarafından hukuka aykırı bulunan düzenleme yeniden getirilmekte ve başka yerde çalışılması halinde ek ödeme yapılmayacağı kuralı, bir kez daha karşımıza çıkarılmaktadır.

Ancak ek ödememe yapılmaması yaptırımı da yeterli bulunmamış olacak ki; buna bir yaptırım daha eklenmiş ve “mesleğini üniversite dışında icra edenlerin rektör, dekan, enstitü, yüksekokul ve konservatuar müdürü, bölüm başkanı, anabilim ve bilim dalı başkanı, başhekim ve bunların yardımcısı olamayacakları” şeklinde  düzenlenmiştir.

(Daha önce Muayenehanesi bulunan veya özel bir sağlık kuruluşunda çalışan
öğretim üyelerine döner sermaye ödemesi yapılmamaktaydı. Açılan davalar sonucunda Danıştay 8. Dairesi, bu yönetmelik hükmünü Yasa’ya aykırı bularak 27.6.2011 tarihinde iptal ederek ödenmesine karar vermişti.)

-GATA öğretim üyeleri de diğer öğretim üyeleri gibi hasta muayenesi ve tedavisi yapmamak ve ilgili yasalar  uyarınca ödenen tazminat ve ek ödemelerden yararlanmamak kaydı ile mesai sonrası meslek icra edebilecektir.

-GATA dışında çalışan TSK personeli hekimler hiçbir biçimde mesai sonrası mesleklerini serbest olarak icra edemeyecektir.

Muayenehane yönetmeliği şeklinde anılan yönetmelikte 3 Ağustos 2010 değişiklikleri ile bu tarihten önce açılmış olan muayenehanelerin uyum süresi 1 yıl olarak belirlenmişti. Bu 1 yıllık süre 4 Ağustos 2011 tarihinde dolacakken; yeni düzenleme ile 3 Ağustos 2010 tarihine kadar açılmış muayenehanelerin Yönetmeliğe uyumu için 4 yıllık ek süre verilmişti.

Kanun Hükmünde Kararnamede ise;  halen muayenehanesi olan hekimlerle ilgili bir geçiş dönemi hükmü getirilmemiş, yasakların derhal yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.

Serbest hekimlik yapan meslektaşlarımız, Kapı, pencere, asansör kapısının ölçüleri gibi bilimsel olmayan ve gülünç yönetmeliğin şartlarının yerine getirilmesi için dayatmalarla karşı karşıya kalmışlar ve bu dayatmalar sonucunda maddi olduğu kadar manevi olarak da zarar görmüşlerdir.

Ancak ne oldu da nasıl bir olağanüstü durum oluştu da ya da bizim bilmediğimiz bir nedenden dolayı  böyle bir düzenlemenin alel acele sanki yangından mal kaçırırcasına KHK ile sil baştan yerle bir  edilmesi ve “bayram sürprizi” olarak sunulması anlaşılır gibi değildir.

Hekimler özel hastanelerde, tıp merkezlerinde, üniversitelerde, Vakıf üniversitelerinde, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilebilmekte, işyeri hekimi, ambulans hekimi, kurum hekimi, aile hekimi … olarak çalışabilmektedir.

Ancak tüm bu çalışma biçimlerinde “ücretli” çalışmakta, dolayısıyla özlük haklarından, mesai saatlerine, yıllık izin sürelerinden, “hastayı reddetme hakkı”na kadar tüm konularda (kamu veya özel) bir işverene bağımlı olmaktadır.

Hekimlerin mesleklerini bağımsız ve serbest olarak icra edebildikleri tek yer, muayenehanelerdir. Bu nedenle de hekimlik mesleği yönünden muayenehanelerin ayrı ve özel bir konumu vardır.

Ancak Kanun hükmündeki bu düzenlemeler ile hem Anayasa Mahkemesi, hem de Danıştay 5. Dairesinin kararı boşa çıkarılmakta, kamuda çalışan hekimlere mesleğin serbest icrası/muayenehane açma hakkı kesin olarak yasaklanmaktadır.

Anayasa Mahkemesi’nin hukuk güvenliği ilkesini tanımladığı 07.02.2008 tarihli kararında “Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.” denmiştir.

Hukuk kurallarının sık ve keyfi bir şekilde değiştirilememesinin, böylece kişilerin hukuki düzenlemelerin makul bir süre varlıklarını sürdüreceklerine güvenebilmelerinin ve geleceklerini öngörerek planlayabilmelerinin, idari istikrar ilkesinin özünü oluşturduğu gözetildiğinde, bu düzenlemelerin hukukun genel ilkelerini de ihlal ettiği ortaya çıkmaktadır. Yani son çıkarılan KHK ile hukukun güvenliği ilkesi de ayaklar altına alınmıştır.

Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve İdare Mahkemeleri tarafından Anayasaya, evrensel hukuk ilkelerine aykırı bulunan bu yasaklarhukuki dayanağı olmadan KHK ile getirilmiştir.

Mevcut iktidar, ileri demokrasi uyguladığını adeta ağzında bir sakız varmışçasına sık sık belirtmesine rağmen artık bu ülkede demokrasi ve hukuk ilkelerinin  var olup olmadığı yaptığı  uygulamaların sonuçlarına bakılarak bizler ve kamuoyu tarafından sorgulanmaya başlanmıştır.

Bizler bilmekteyiz ki Dünya Bankası’ndan ödüllü Sağlıkta Dönüşüm Programını başarı ile uygulayan Bakanlığın amacı  her zaman söylediğimiz gibi sağlığı giderek artan biçimde piyasa koşullarına terk etmektir..

Muayenehanelerde sunulan sağlık hizmeti için haklı haksız, gerekli gereksiz  ve bilimsel olmayan düzenlemeler ardı ardına yapılırken, yapılıyorken ve yapılmışken,  hekimlik mesleğinin bağımsız icrasını zorlaştıran ve hatta son yayınlanan KHK ile de imkansız kılan bu düzenlemelere karşı;  Hekimlerin Serbest Çalışma hakkını savunmaya devam edeceğimizi, mesleğimizin bağımsızlığına bir saldırı olduğunu kabul edeceğimizi ve bu mücadeleden vazgeçmeyeceğimizi bunu da gerek hukuksal alanda gerekse demokratik olarak da tüm alanlarda devam ettireceğimizi ve olayın takipçisi olacağımızı bir kez daha belirtiyoruz.

Bizler,
tek bir işte,
günde sekiz saat ,
insanca yaşabileceğimiz güvenceli bir ücretle,
Şiddete uğramayacağımız bir ortamda,
Çalışmak istiyoruz.
Sözleşmeli değil, iş güvencesine,
Örgütlenme ve grev hakkına sahip olarak
İyi hekimlik yapmak istiyoruz.
Sayın Bakanı da hazırlayacağı yasalarda bunu sağlamaya davet ediyoruz.

ADANA-OSMANİYE TABİP ODASI

 

26.08.2011 TARİHLİ  28037 SAYILI RESMİ GAZETE

Adalet Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname”de yer alan “tam gün” ile ilgili düzenlemeler: 

MADDE 36 – 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasına “uzman olanlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesinin altıncı fıkrası ile 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 38 – 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiş ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Memurlar, meslekî faaliyette veya serbest meslek icrasında bulunmak üzere ofis, büro, muayenehane ve benzeri yerler açamaz; gerçek kişilere, özel hukuk tüzel kişilerine veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait herhangi bir işyerinde veya vakıf üniversitelerinde çalışamaz.”

“Memurların üyesi oldukları yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve kanunla kurulmuş yardım sandıklarının yönetim, denetim ve disiplin kurulları üyelikleri görevleri, özel kanunlarda belirtilen görevler ile kurumundan izin alınmak kaydıyla yapılan insanî ve sosyal amaçlı gönüllü çalışmalar bu yasaklamanın dışındadır.”

MADDE 39 – 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“Meslekî faaliyet ve serbest meslek icrası yasağı

EK MADDE 27 – Bu Kanun kapsamına girenler, kanunlarda belirtilen istisnalar dışında meslekî faaliyette veya serbest meslek icrasında bulunmak üzere ofis, büro, muayenehane ve benzeri yerler açamaz; gerçek kişilere, özel hukuk tüzel kişilerine veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait herhangi bir işyerinde veya vakıf üniversitelerinde çalışamaz.”

MADDE 40 – 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun;

a) 36 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Yükseköğretim kurumlarının kadrolarında bulunan öğretim elemanları, kanunlarda belirtilen hâller dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi hükmüne tâbidir. Ancak öğretim üyeleri, yükseköğretim kurumlarında yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve döner sermaye faaliyetleri kapsamında gelir elde edilen hizmetlerde çalışmamak kaydıyla mesai saatleri dışında yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde meslekî faaliyette bulunabilir ve meslek veya sanatlarını serbest olarak icra edebilir. Yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde çalışan öğretim üyelerine 58 inci madde ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesi uyarınca ek ödeme yapılmaz; bunlar rektör, dekan, enstitü, yüksekokul ve konservatuar müdürü, bölüm başkanı, anabilim ve bilim dalı başkanı, başhekim ve bunların yardımcısı olamaz.”

b) Geçici 58 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 59 – Yükseköğretim kurumları dışında meslekî faaliyette bulunmak ve meslek veya sanatlarını serbest olarak icra etmek isteyen öğretim üyelerine, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıla kadar ücretsiz izin verilebilir.”

MADDE 41 – 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Gülhane Askeri Tıp Akademisindeki kadrolu asker ve sivil öğretim elemanları 926 sayılı Kanunun ek 27 nci maddesi hükmüne tâbidir. Ancak öğretim üyesi kadrolarında bulunanlar; yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetlerinde bulunmak, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yaralananlar, yükümlü erbaş ve erler ile askerî öğrencilere yönelik olanlar dışında hasta muayenesi ve tedavisi faaliyetleri kapsamında çalışmamak kaydıyla, Genelkurmay Başkanlığının izniyle mesai saatleri dışında meslekî faaliyette bulunabilir ve meslek veya sanatlarını serbest olarak icra edebilir. Bu öğretim üyelerine 926 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesinin (Ç) fıkrası ile 17/11/1983 tarihli ve 2957 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi, 10/6/1985 tarihli ve 3225 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ve 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesi hükümlerine göre ödeme yapılmaz.”