Adana-Osmaniye Tabip Odası Başkanı Dr. Ali İhsan Ökten’in ÇÜ. Tıp Fakültesi Mezuniyet Töreni Konuşma Metni

Adana-Osmaniye Tabip Odası Başkanı Dr. Ali İhsan Ökten’in ÇÜ. Tıp Fakültesi Mezuniyet Töreni Konuşma Metni

mezuniyet_2

Sevgili Meslektaşlarım,

Dün  Ç.Ü. TIP FAKÜLTESİ mezuniyet töreninde yaptığım konuşma metni aşağıdadır. Konuşma esnasında bir kaç kişi yapmak istenen provakasyonvari hareket öğrenciler, öğretim üyeleri ve gelen misafirler tarafından alkışlarla protesto edilmiş ve kişiler dışarı çıkmak zorunda kalmıştır. Bu süreçte odamıza, Türk Tabipleri Birliğine ve bana sahip çıkan genç meslektaşlarıma, öğretim üyelerimize yani hocalarıma ve misafirlere çok teşekkür ederim.

Dr.Ali İhsan ÖKTEN
Adana-Osmaniye Tabip Odası Başkanı 

Sayın rektörüm, sayın dekanım, sayın başhekimim, sayın sağlık müdürüm, sayın hocalarım, sevgili meslektaşlarım, sevgili çiçeği burnunda genç meslektaşlarım, çocuklarınızla  okuyup çocuklarınızla birlikte  mezun olmayı hak eden değerli aileler, sevgili misafirler, hepinizi Adana-Osmaniye tabip odası adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Sevgili meslektaşlarım,

İnsanlığın tarihi kadar eski olan bu mesleğe bugün ilk adımınızı atıyorsunuz. Hastalık ve onu tedavi etmeye yönelik çabalar insanla birlikte yeryüzünde var olmuştur var olmaya da devam edecektir. İnsanların en küçük sağlık problemlerinde dahi ilk sığındıkları kişi hekim olduğundan, tarih boyunca hekimliğe kutsal bir misyon yüklenmiş ve çok yakın zamana kadar el üstünde tutulan mesleğimiz ne yazık ki tarihinin en kötü dönemlerinden birini yaşamaya başlamıştır. En temel insan haklarından biri olan; herkese nitelikli, eşit ve ücretsiz olarak verilmesi gereken sağlık hizmeti, sağlıkta dönüşüm adı altında; niteliksiz ve adım adım ücretli hale getirilip uluslararası sermayenin hizmetine sunulmaya başlanmıştır.

Bu dönüşüm sonucunda  bir bilim dalı olduğu kadar bir sanat olan ve usta çırak ilişkisine dayanan tıp eğitiminde uygulanan bu sağlık politikaları sonucunda hocalarımızın yani ustalarımızın pek çoğunu kaybetmiş bulunmaktayız. Bu ise nitelikli hekimlerin yani sizlerin  yetişmesine engel olmaktadır. Bu durumun nedenleri arasında :

–Yeterli altyapı oluşturulmadan, her geçen yıl öğrenci kontenjanlarının arttırılması.
–Kimi üniversitelerin bünyesinde, bazı temel branşlarda öğretim üyesi dahi bulunmamasına rağmen tıp fakültelerinin açılması
–Bazı özel hastaneler ve devlet hastanelerinin bir gecede eğitim veren üniversite hastanelerine dönüştürülmesi
–Hatta; tam gün yasasıyla üniversitelerde öğretim üyelerinin eğitim vermesinin engellenmesi ve bunu takiben geride kalan öğretim üyelerinin artan iş yükü nedeniyle eğitime yeterli vakit ayıramaması yer almaktadır.

İnatla sürdürülmek istenen bu sistem, sadece tıp eğitimini etkilemekle kalmayıp hastaları Hasta olmaktan çıkarıp ‘müşteri’ konumuna getirmekte ve herkese parası kadar sağlık hizmeti sunmaktadır.

Performansa dayalı hizmet anlayışı ile her hasta, hekimlerin hanelerine  para-puan olarak yazılmakta, verilen sağlık hizmetinin niteliği göz ardı edilmektedir. Bir arabanın bile muayenesi 40 dk sürerken, hekimlerin 2-3 dk içerisinde bir hastayı değerlendirip, tanısını koyup uygun tedavi rejimini belirleyip, reçete yazma durumunda kalmaları bazı hataları kaçınılmaz kılmakta ve ne yazık ki bu sistem hekimi ve hastayı mağdur ederken, iki tarafı karşı karşıya getirmektedir.. Çünkü bu sistemi onaylayanlar için nitelikli sağlık değil sadece rakamsal veriler önemlidir. Bu durum öyle bir hal almıştır ki poliklinik ve ameliyat sayıları 4 kat artmış, 1 yılda bir kişinin polikliniğe başvurma oranı OECD ülkeleri arasında en yükseğe 8.2 oranına çıkmıştır.  Maalesef hastalık ve hasta sayılarının azalması yerine toplumun bu kadar hastalanmasıyla övünen bir bakanlığımız vardır. Toplum sağlığını koruyamadığımız için her geçen gün bulaşıcı hastalıklar artmaktadır. Oysa ki biz Cumhuriyetin ilk yıllarında dahi o olumsuz koşullarda kızamık, tüberküloz, sıtma, çiçek gibi salgın hastalıkları eradike etmiş, yani ortadan kaldırmıştık.

Mustafa Kemal Atatürk, “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” demişti. Çünkü tıp veya hekimlik bir zamanlar tüm mesleklerin en çok saygı duyulanıydı. Bugün ise tıp veya hekimler hastalıkları tedavi etmek için akla bile gelmeyecek pek çok bilgi ve  teknolojiye sahip olmasına rağmen, yapılan söylemlerle her geçen gün saygınlığını yitirmekte ve saldırıya uğramaktadır.  Bir zamanlar kutsallık atfedilen eller, gözler ve beyinler artık yara saracağına yaralanıyor, öldürülüyor, hatta hasta veya yaralı baktıkları için gözaltına alınıyor ve hatta Türk Tabipleri Birliği başprovakatör ilan ediliyor.. 

*Ve sonuç, her gün hakarete uğrayan, darp edilen ve hatta öldürülen bizler yani hekimler…

Temel amacı hastalarına nitelikli sağlık hizmeti sunmak olan biz hekimler;
Artık Sağlık sisteminin sebep olduğu aksaklıklar nedeniyle hemen hemen her gün medyada

Bizler; hakaret işitmek, darp edilmek, öldürülmek değil yaşamak ve yaşatmak istiyoruz !

31 Mayısta Taksim-Gezi parkında başlayıp bugüne kadar daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, daha fazla barış, daha fazla çevre, daha fazla ağaç, daha fazla saygı, daha iyi eğitim, daha fazla sağlık şiarıyla yola çıkanlara karşı sürekli olarak orantısız güç kullanarak yüzlerce kişinin yaralanmasına, binlerce kişinin biber gazı,  gaz bombası ve plastik mermilerle yaralanan  insanlarımıza  olay anında müdahale ederek hekimlik mesleğinin ve ettikleri yeminin gereğini gönüllü olarak yerine getiren meslektaşlarıma ve birinci sınıftan altıncı sınıfa kadar bizlere yardımcı olan öğrenci kardeşlerime ayrıca teşekkür ederim.  Çünkü bizler gençlerimize güveniyoruz ve onlardan çok şey öğreneceğimizi düşünüyoruz.

BİZ HEKİMLER;

“Kendi yaşamımızı insanlığın hizmetine adayacağımıza bütün varlığımızla yemin ettik,

Hastalarımızın sağlığı en önde gelecek,

Bize verilmiş sırları, hastalarımızın ölümünden sonra bile saklayacağız,

Meslektaşlarımız kardeşlerimiz olacak,

Din, ulus, ırk, parti politikaları ya da toplumsal durumla ilgili değerlendirmelerin görevimizle hastalarımızın arasına girmesine izin vermeyeceğiz,

Bunlara bütün varlığımızla, özgür olarak onurumuz üzerine AND İÇTİK”

Biz hekimler olarak bu yemini Hipokrat’tan beri yapmaktayız. Bugüne kadar  baskı, şiddet, savaş, çatışma, işkence altında olsak ta hekimlik görevimizden ve hekimlik onurumuzdan taviz vermedik. Bundan sonrada taviz vermeyeceğiz. Nerede bir  hasta görürsek, nerede bir yaralı görürsek orada müdahale edeceğiz. Oysa ki Hekimlik andını ve etiğini yerine getirmeye çalışan 3 meslektaşımız gözaltına alınmış,  Sağlık Bakanlığı tarafından hasta ve yaralılara bakmak için  izin alınmadığı gerekçesiyle İstanbul Tabip Odası hakkında  suç duyurusunda  bulunulacağı ve  soruşturma açılacağı açıklanmıştır. Sevgili genç meslektaşlarım, hangi koşulda olursak olalım bizler gördüğümüz her hastaya her yaralıya müdahale edeceğiz. Eğer bu bir suçsa biz bu suçu işlemeye hep devam edeceğiz.

Sevgili genç meslektaşlarım,

Zor koşullarda  okudunuz ve artık okulunuzu bitirdiniz. Zor koşullarda  çalışmaya başlayacaksınız. Kiminiz aile hekimimiz kiminiz uzman, kiminiz çocuklarımızın  hocası olacaksınız. Bugüne kadar onlarca zorluğa yakanıza tıp rozeti takmak, beyaz gömleği giyince oluşan değeri biçilmez duyguları yaşamak için katlandınız.

Belki de en önemlisi bir ömür boyu seçtiğiniz mesleğinizden pişmanlık duymadan, aynı sevecenlik ve aynı verimle daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, daha fazla barış, daha fazla emek, daha fazla ağaç, daha fazla doğa, daha fazla yeşil, daha fazla sevgi, daha fazla saygı, daha iyi eğitim,  daha nitelikli, ulaşılabilir, ve parasız sağlık ve iyi hekimlikten  yana çaba göstermeniz ve çalışmanız Adana-Osmaniye tabip odası olarak bizlerin ve hepimizin temennisi olacaktır.

Adana-Osmaniye Tabip Odası Yönetim Kurulu adına sizlere yeni başlayacak olan zorlu meslek hayatınızda başarılar diliyor ve hepinizi sevgi ve saygıyla  selamlıyorum.

Ali İhsan ÖKTEN
Adana-Osmaniye Tabip Odası Başkanı

mezuniyet

mezuniyet_3