Hekime Şiddetin Nedenleri, Boyutları ve Değişmesi Gerekenler

Dr. Neslihan Önenli Mungan

İnsan sağlığını her şeyin üstünde tutan kadim ve değerli meslektaşlarımızdan aldığımız mirası, yani dil, din, ırk, cinsiyet, mezhep ve etnik köken ayırt etmeksizin tüm insanlara her yerde ve her ortamda sağlık hizmeti sunma yeminimizi ve ilkemizi her zaman tuttuk, uyguladık ve tutmaya ve uygulamaya hep devam edeceğiz. Meslek onurumuz sahip olduğumuz en değerli şeydir. Bu onuru kaybetmeyeceğiz ve zedelemeye çalışanlara karşı dimdik ayakta duracağız. Bundan kimse- nin kuşkusu olmasın. Ancak, günümüzde geldiğimiz veya bilerek ve isteyerek getirildiğimiz nokta, bırakın meslek onurumuzu korumayı yaşamımızı idame ettirme, vücut bütünlüğümüzü korumaya çalışma noktasındadır.

Şiddete dayalı sorun çözüm yolları çağdaş Dünyada çocuklukta çizgi filmler, takiben aksiyon filmleri ve beraberinde aile içinde ve medyada sürekli olarak sergilenmekte ve insanların beyinleri- ne geçerli ve uygun bir model olarak yerleşmesi körüklenmektedir. Doğrular bilimin ışığıyla aranmamakta, aksine hurafeler, fatalite, takdiri ilahi gibi kavramlar bilimsel bilginin tam göbeğine yerleştirilmeye çalışılarak insanlar uyutulmakta, hatta hipnotize edilmektedir. Bilinmezlik ve anlaşılmazlık tek egemen kuvvet olursa, korkular çağrılır, korkular nedeniyle de mutlak biat sağlanır düşüncesiyle hareket edilmektedir. Bu yolla da bilimi ve çağdaş bilimin doğrularını savunan hekimler boşa kürek çektirilmekte ve ülkenin en uzun ve en zorlu öğrenimini görmelerine rağmen halkın gözünde günden güne değer yitirmektedir.

Adana’da 2011-2014 yılları arasında hekime şiddet nedeniyle Adana Tabip Odası’nın müdahil olduğu dava sayısı 20’dir. Ama unutulmamalıdır ki bu hekime karşı şiddet olaylarının sadece su yü- züne çıkan kısmıdır. Çünkü hekim, ya yüreğinde- ki insan sevgisi ve mesleki merhameti nedeniyle şiddeti yapan kişiyi bağışlamakta ya da gerçekten canını tehdit etmedikçe hekim ve sağlık çalışan- ları, hakaret, itip-kakma, kötü söz bazen ufak tar- taklamalara bile göz yumup, ses çıkarmamakta- dır. Odamızın bu sürede izlediği 20 davanın 11’i hekim lehine sonuçlanmış, ikisinde hekim davacı olmaktan vazgeçmiştir. Yedisi ise halen devam etmektedir. Şiddeti yapan kişi veya kişilerin hak- lı olduğu tek bir dava örneği bile yoktur. Şiddete maruz kalan hekimlerin 9’u kadındır. Şiddet bir veya birden fazla kişi tarafından uygulanmış ve kol kırılmasına kadar giden organ zararlarına yol açmıştır. Meslektaşımız Dr. Ersin Arslan’ın ölümü ile doruğa çıkan ancak hiç hızını azaltmayan hekime şiddete karşı artık tahammül göstermeyeceği- mizi herkes bilmelidir. Çocuklarımıza hem kutsal olduğu söylenen bir mesleği yaptığımızı söyler- ken, hem gündüz-gece onların ve tüm ailenin za- manından çalıp hastalarımıza koşarken neden hır- palandığımızı anlatmakta çok zorlanıyoruz. Onlar yaptıklarımızın neresinin kötü olduğunu bir türlü çözemiyor, daha da vahimi bir süre sonra kafalarında iyi ve kötü kavramlarını şekillendirmekte zorluk yaşamaya başlıyorlar.Ve öğrencilerimiz, bu koşullar altında onlara mesleğimizi sevdirmede nasıl bir yöntem uygulayacağımızı bilemiyoruz. Ve hastalarımız; karşı karşıya getirilmeye çalıştı- ğımız hastalar ve hasta yakınları ile yabancılaşma- yı reddediyoruz.

Neden Hekimlik Mesleği Şiddetin Bir Hedefi Haline Geldi?

Hekimine iğne bile yaptırmayacağını söy- leyerek onu halkının gözünde değersizleştiren, Soma’da yaralı yürekleri tekmeleyen koruması için bir özre bile gerek duymayan bir başbaka- nın varlığında, kadın cinayetlerinin en şaşalı ha- berler olarak ülkenin gündemini gün atlamadan işgal ettiği bir ülkede yaşarken, kimse gerçekten sesini çıkarmaz ve suçlular ceza almazken heki- me yapılan şiddetin sebeplerini çok uzakta ara- mamak gerek diye düşünüyorum.

Sağlık sistemimizde aksayan her şeyin suçlusu olarak hekim gösteriliyorsa, hekim-has- ta ilişkisinde etkili temel güç performans beklen- tisi olacak şekilde düzenlemeler getiriliyorsa ve az hasta baktın, senin hastana bu kadar zaman ayırman anlamsız, bizim için önemli olan bakı- lan hasta sayısı, hizmet kalitesi değil deniliyorsa hekime şiddetin suçlusu kim belli değil mi? İste- diğin hastaneye gidebilirsin, ama tetkik sınırını aşınca bunu hekimin performansından keseriz deniliyorsa, yayın ve eğitime zaman ayıramaya- cak kadar hasta yükü ile hekim ve sağlık çalı- şanları bunaltılıyorsa hekime şiddetin sorumlusu belli değil mi?

Sağlıkta dönüşüm maskesi altında sağlı- ğın özelleştirilip, bir meta gibi alınıp satılmasına neden olanlar, herkese ücretsiz ve koşulsuz sağ- lık hizmeti sunulmasının önüne geçenler, bakı- labilecekten çok çocuk sahibi olunmasını alkış- latanlar, ülke nüfusundan çok acil müracaatının önüne geçmek için aile hekimlerini dinamik ça- lışma sistemi yalanı ile gündüz gece çalıştırmak isteyenler varken hekime şiddetin sorumlusu belli değil mi?

Kişisel çıkarlar için ağaçlarda kesilebi- lir, yollar da değiştirilebilir, tarihi eserlerde yok edilebilir, biat eden ne suç işlerse işlesin önemli değil cezalandırılmasa da olur şeklinde yaklaşımlar bir ülkenin acı gerçeği ise ve bundan hiç kimse utanç duymuyor ve değiştirmeye kalkmı- yorsa hekime şiddetin suçu kimde sizlere bırakıyorum…

Sağlık Bakanımız

Dr.Mehmet Müzzinoğlu’na Mesajımdır….

 Sağlık bakanımızın, diğer bakanların ve siyasetçilerin sabah 09.00-10.00’da gelip, canları istediğinde bir bahane bulup veya biz zaten seçilmişiz bahaneye de ihtiyacımız yok gidebiliriz şeklinde iş yerinden ayrılmaları gibi dinamik bir çalışma planı aile hekimleri ve diğer meslek gruplarına örnek olsun diye mi aile hekimleri için dinamik çalışma kavramı getirildi? 26 yıllık hekimim o zaman ben de seçilmişler gibi dinamik bir sistemde çalışmak istiyorum. 24 saat boyunca, senenin her günü telefonda, tatilde, seyahatte, uykuda bile doktorluğumu sürdürmek yerine bakanlar gibi uygun bulduğum saatlerde işe gidip gelmek istiyorum.

Veya trafikte, havaalanında, alışverişte öncelik istiyorum. Çünkü dinamik çalıştığı için bize de bunu öneren bakan ve milletvekilleri hep böyle yapıyorlar.

Veya sırtımda, vicdanımda, aklımda ve yüreğimde tonlarca acı, kaygı ve sorumluluk taşırken 3500-4000 TL maaşa değil dinamik bir milletvekili maaşına çalışmak istiyorum.

Veya çok zeki olduğu için çocuğumun okul taksitleri ve ailemin tatil giderleri için gönüllü iş adamlarının sponsorluğu olsun istiyorum. Dinamik çalışma sistemini onaylanan meclis üyelerinin bir kısmı böyle yapıyor.

Veya mecliste saldırıya uğradı diye koruma önlemleri kat be kat arttırılan dinamik siyasiler gibi korunmak istiyorum, her an kötü söz, hakaret veya darba maruz kalmadan. Hekim olarak yaptığım iş milletvekilinin yaptığı kadar değerli değil mi?

Veya konuyla hiç bir ilgisi veya bilgisi olmadan ahkam kesen insanlar ve özellikle de dinamik siyasiler gibi ben de başka meslek grupları için çıkarılmak istenen hayati kararlara, onlara danışmak gereği bile duymadan veya söyledikleri bir kulağımdan girip diğerinden çıkarken veya kendi hakları için mücadele ettiklerinden dolayı cezalandırılırken gazetecileri de çağırıp kendimi alkışlatarak imza atmak istiyorum.

Kısacası dinamik, kısacası siyasetçi, kısacası sağlık bakanımızın deyimiyle dinamik bir siyasetçi gibi olmak istiyorum.

Bizi, hekim olduğu için en iyi bakanımız anlayacaktır!

Dr. H. Neslihan Önenli MUNGAN