Sağlıkta Katılım Payı Artışları Geri Çekilmeli, Yurttaşın Sağlığa Erişim Hakkı Güvence Altına Alınmalıdır

Sağlıkta Katılım Payı Artışları Geri Çekilmeli, Yurttaşın Sağlığa Erişim Hakkı Güvence Altına Alınmalıdır

01 Temmuz 2026 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile Sağlık Bakanlığına bağlı ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları, kamu ve vakıf üniversitesi hastaneleri ile özel sağlık kuruluşlarında uygulanan muayene katılım payları yaklaşık yüzde 250 oranında artırılmıştır. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde katılım payı alınmaması ve aile hekimliklerinden yapılan sevklerde bu bedelin yüzde 50 indirimli uygulanması olumlu olmakla birlikte, yurttaşların sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştıracak bu yüksek artış kabul edilemez.

Ekonomik krizin giderek derinleştiği, işsizliğin, yoksulluğun ve hayat pahalılığının toplumun geniş kesimlerini kuşattığı bir dönemde sağlık hizmetlerinden yararlanmanın yeni mali yüklerle karşı karşıya bırakılması, sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çeken milyonlarca insan elektrik, su ve doğalgaz faturalarını ödemekte zorlanırken, gıda harcamalarını en düşük seviyede tutmaya çalışırken, sağlık hizmetlerine erişim için yeni bedeller ödemeye zorlanmaktadır.

Yıllarca çalışarak ülkenin kalkınmasına katkı sunmuş, sosyal güvenlik primlerini düzenli biçimde yatırmış emekliler ile düşük ücretlerle yaşam mücadelesi veren çalışanlar; katılım payları, ilaç fark ücretleri ve özel sağlık kuruluşlarında alınan yüksek ilave ücretler nedeniyle sağlık hakkından eşit biçimde yararlanamamaktadır. Sağlık hizmeti, ekonomik güce göre erişilebilen bir ayrıcalık değil, herkes için güvence altına alınması gereken temel bir insan hakkıdır.

Katılım Payı Nedir, Neden Alınmaktadır?

Katılım payı, Genel Sağlık Sigortası kapsamında bulunan yurttaşların veya bakmakla yükümlü oldukları kişilerin sağlık hizmetlerinden yararlanırken ödemek zorunda bırakıldığı tutarı ifade etmektedir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 68. maddesinde bu uygulamanın gerekçesi, sağlık hizmetleri ile ilaçların “gereksiz kullanımını azaltmak” olarak belirtilmektedir.

Ancak bugün gelinen noktada, sağlık hizmetlerine erişimin önündeki asıl sorun gereksiz kullanım değil; ekonomik yetersizlikler nedeniyle insanların ihtiyaç duydukları sağlık hizmetlerine başvuramamasıdır.

Yeni Katılım Payı Tutarları

Yeni düzenlemeye göre aile hekimlikleri dışında ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenelerinde uygulanacak katılım payları şu şekilde belirlenmiştir:

  • İkinci basamak resmi sağlık kuruluşlarında: 50 TL
  • Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanelerinde: 90 TL
  • Üniversite hastanelerine bağlı üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında: 90 TL
  • Özel sağlık kuruluşlarında: 100 TL

Aile hekimliklerinden yapılan sevklerde bu tutarlar yüzde 50 indirimli uygulanacaktır.

Bu rakamlar, özellikle kronik hastalığı bulunan, düzenli sağlık hizmeti almak zorunda olan emekliler, yaşlılar ve dar gelirli yurttaşlar açısından ciddi bir ekonomik yük oluşturmaktadır.

SGK’nın Kaynağı Var, Katılım Payına İhtiyaç Yok

Katılım paylarının artırılmasının ekonomik bir zorunluluk olduğu yönündeki savunmalar gerçeği yansıtmamaktadır. Genel Sağlık Sigortası fon gelirleri, sağlık hizmetlerinin finansmanı için yeterli düzeydedir ve yıllar içerisinde artış göstermektedir.

Sayıştay’ın SGK denetim raporlarında da açık biçimde ortaya konulduğu üzere, yalnızca sağlık hizmetlerinin finansmanında kullanılması gereken GSS fon kaynakları, 5510 ve 5502 sayılı kanunlara aykırı biçimde sosyal sigorta açıklarının kapatılmasında ve Kamu Özel İş Birliği modeliyle yapılan şehir hastanelerinin kira ve hizmet bedellerinin ödenmesinde kullanılmaktadır.

Dolayısıyla yurttaşlardan alınan katılım payları, sağlık sisteminin sürdürülebilirliği için zorunlu bir uygulama olmaktan çok, yanlış kaynak kullanımının bedelinin halka yüklenmesi anlamına gelmektedir.

Sağlık Hakkı Parayla Ölçülemez

Ekonomik kriz derinleşirken, işsizlik ve yoksulluk toplumun tüm kesimlerini etkiler hale gelmiştir. Bu koşullarda sağlık hizmetlerine erişimin yeni mali engellerle sınırlandırılması kabul edilemez.

Yurttaşların muayene, tetkik, ilaç, tıbbi malzeme ve reçete işlemleri sırasında ödemek zorunda bırakıldığı tüm tedavi katılım payları kaldırılmalıdır. İnsanların sağlık hizmetine başvururken cebindeki parayı değil, sağlık ihtiyaçlarını düşünmesi gereken bir sistem kurulmalıdır.

Taleplerimiz

Adana Tabip Odası olarak;

  • Muayene katılım paylarında yapılan yaklaşık yüzde 250 oranındaki artışın geri çekilmesini,
  • Sağlık hizmetlerinden alınan tüm tedavi katılım paylarının kaldırılmasını,
  • Genel Sağlık Sigortası fon kaynaklarının amacı dışında kullanılmasına son verilmesini,
  • Kamu kaynaklarının toplum yararına, eşit ve ücretsiz sağlık hizmeti sunumu için kullanılmasını,
  • Sağlık hizmetlerine erişimin ekonomik engellerden arındırılmasını,

talep ediyoruz.

Sağlık bir hak, sosyal güvenlik kamusal bir sorumluluktur. Hiçbir yurttaş ekonomik nedenlerle sağlık hizmetinden mahrum bırakılmamalıdır.

Adana Tabip Odası Yönetim Kurulu