Hekimlerin Haklarını ve Hekimlik Mesleğinin Saygınlığını  Savunmaya Devam Edeceğiz

Hekimlerin Haklarını ve Hekimlik Mesleğinin Saygınlığını Savunmaya Devam Edeceğiz

BASINA VE KAMUOYUNA

Şanlıurfa’da özel bir hastanede sezaryen doğum sonrasında durumu ağırlaşan ve sevk edildiği Harran Üniversitesi Hastanesi’nde yaşamını yitiren yurttaşın ailesine ve yakınlarına başsağlığı, sabır ve dayanma gücü diliyoruz.

Yaşanan olayın tüm yönleriyle araştırılması, tıbbi sürecin bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi ve varsa sorumluların hukuk önünde hesap vermesi kuşkusuz gereklidir. Ancak tıbbi uygulamalar yalnızca ortaya çıkan sonuç üzerinden değil; hastanın klinik durumu, hastalığın seyri, mevcut risk faktörleri ve uygulanan tedavinin tıp biliminin gereklerine uygunluğu birlikte değerlendirilerek incelenmelidir.

Tıp, kesin sonuçların her zaman öngörülebildiği bir alan değildir. Aynı hastalıkta, aynı tedavi uygulanmasına rağmen farklı hastalarda farklı sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle her olumsuz sonucun tıbbi ihmal olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Komplikasyon ile malpraktis birbirinden farklı kavramlardır ve bu ayrım ancak uzman bilirkişi incelemeleriyle ortaya konulabilir.

Kamuoyuna yansıyan bilgilerle olayın tıbbi ve hukuki yönleri hakkında kesin bir değerlendirme yapmak mümkün değildir. Kusur durumu ve illiyet bağı, ilgili uzmanlık alanlarından bağımsız bilirkişiler tarafından tüm tıbbi kayıtlar incelendikten sonra belirlenmelidir.

Öte yandan, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun Ek 18. maddesi uyarınca, sağlık meslek mensuplarının mesleki faaliyetleri nedeniyle yürütülecek ceza soruşturmalarında öngörülen usullerin eksiksiz uygulanması hukuk devletinin gereğidir. Bu kapsamda soruşturmanın ilgili yasal düzenlemelere uygun biçimde yürütülüp yürütülmediği kamuoyunda haklı sorulara neden olmaktadır.

Tutuklama, ceza muhakemesinde bir ceza değil, yalnızca istisnai hâllerde başvurulabilecek bir koruma tedbiridir. Bilimsel incelemeler tamamlanmadan, kusur durumu ortaya konulmadan ve yasal usuller eksiksiz işletilmeden bir hekimin özgürlüğünden yoksun bırakılması; masumiyet karinesi, ölçülülük ilkesi ve adil yargılanma hakkı bakımından ciddi kaygılar yaratmaktadır.

Hekimler elbette hukukun denetimine tabidir; hiçbir meslek grubunun ayrıcalığı veya dokunulmazlığı olamaz. Ancak hukuk, tıp biliminin gerçeklerini göz ardı etmeden işlemeli; komplikasyon ile kusuru birbirinden ayırmalı ve peşin cezalandırma görüntüsü oluşturacak uygulamalardan kaçınmalıdır.

Adana Tabip Odası olarak beklentimiz; soruşturmanın bağımsız bilirkişi incelemeleri doğrultusunda, hukuka, bilimsel ilkelere ve adil yargılanma hakkına uygun şekilde yürütülmesi; meslektaşımız hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin de ceza muhakemesinin temel ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesidir.

Hekimlerin hukuki güvencesi yalnızca hekimlerin değil, toplumun nitelikli ve güvenli sağlık hizmetine erişim hakkının da güvencesidir.

Adana Tabip Odası Yönetim Kurulu